İnsan gece uykusundan "Tarçınlı Kurabiye" diye uyanabilir mi? Ben uyandım ve tarif bende olmadığı için aramaya koyuldum. İlk bulduğum tariflerden biriydi Tarçın Tadı'nın şekilli kurabiye tarifi http://www.tarcintadi.com/2013/01/sekilli-kurabiye.html
Ofistekiler ve ben bu tarifi çooook sevdik.
Afiyet olsun....
16 Mart 2015 Pazartesi
Duyduk Duymadık Demeyin
Makyaj blogu sayfasında bir çekiliş yapıyor ve oriflame'den çoook güzel hediyeler veriyor eğer sizde katılmak isterseniz aşağıya tık tık :)
makyajblogum hediye çekilşi
makyajblogum hediye çekilşi
15 Mart 2015 Pazar
Artık Havalar Isınsa Fena Olmaz
Geçen hafta yaz tatili biletini aldım haliyle içim kıpır kıpır....
Üstüne birde mağazalara ilkbahar yaz koleksiyonları düşmeye başlayınca bir an önce yaz gelsin, o uçuş uçuş elbiseler, şortlar, minileri giyilsin istiyorum.
Bu sene gerçek anlamda kışı yaşadığımızı düşünüyorum, sizce de artık bahar gelme zamanı gelmedi mi?
Geçtiğimiz yazlarda yaptığım gibi bu yazı da pantolonların içinde geçirmek gibi bir niyetim çok şükür yok :)
Baharda ise aşağıdakiler gibi olmak istiyorum. Ve en çokta ortadaki elbiseyi....
Bu arada iyi haftalar....
12 Şubat 2015 Perşembe
Kiehl's
Merhabalar,
Yaklaşık bir ay önce hatta gününü vermek gerekirse tam tamına 10 Ocak günü Capitol Kiehl's e uğradım. Neredeyse her yerde öve öve bitirilemeyen Kiehl's ürünlerini deneyim, çok hassas olan cildime geleceğe yönelik bir yatırım yapayım bari dedim. Yatırım sözünden anladığınız üzere bir hayli para gömüldüm.
Mağazanın tasarım çok hoş, herkes gibi onda hemfikirim. Çalışanların ilgili olması konusunda da yazılanlara sonuna kadar katılıyorum. Mağazaya girdiğinizde size önce bir cilt analizi ve nem oranı ölçümü yapılıyor. Benimki hem nemsiz hem normalden yağlıya dönük çıktı ki ben hep hassas ve kuru ciltlere yönelik ürünleri kullanırdım.
Bana önerilen ürünler ise şu şekilde oldu, önüme bu kadar ürün konulunca korkmadım desem yalan olmaz.
Cilt temizleme ; Candeluda Deep Cleansing Foaming Face Wash
Tonik ; Calendula Herbal Extract Alcohol-Free Toner
Gündüz kremi; Rosa Arctica
Peeling; Pineapple Papaya Facial Scrub
Kil Maskesi; Rare Earth Pore Cleasing Masque
Gece kremi; Midnight Recovery Concentrate
Göz kremi; Poweful Wrinkle Reducing Eye Cream
Nem serumu; Hydro-Plumping Re-Texturing Serum Concentrate
Bu ürünler içerisinde gece kremi, göz kremi ve nem serumunu almadım. Ama deneme boylarını aldım. Çalışan bu konuda çok bonkördü, yaklaşık bir aylık ürünü deneme boyu olarak verdi.
Şimdi gelelim benim deneyimlerime; Kullanmaya başladığım ilk günlerde cildimin kurumaması, nemlenmesi ve temizlendiğini hissettim. On günün sonunda gözle görülür şekilde yüzümün canlandığını hissettim. Üçüncü haftada ise yüzüm resmen sivilce tarlasına dönüştü. Mağazayı aradığımda cildin alt katmanlarındaki kirleri temizlendiğini ve bu sebeple sivilcelenme oluştuğunu söylediler. Sivilceli bölümlere akşamları temizleme sonrası kil maskesi sürmemi tavsiye etti.Sivilce üzerine sürünce sivilceyi kurutuyor ama yüzümün tamamındaki sivilce oluşumu hala devma ediyor. Pıt orada pıt burada.
Şimdiye kadar kullandığım tüm ürünler ile kıyaslandığında en iyisi diyebilirim. Cildimi yatıştırdı, kılcal damar çatlamaları ve kızarık görüntü ciddi anlamda azaldı, Gözeneklerim sıkılaştı ama maalesef bu üründe her yeni ürüne geçişimde yaşadığım sivilce oluşumunu engellemedi.
İyisiyle kötüsüyle bende ürünü tanıttım kararı size bırakıyorum.
Sevgiler....
11 Şubat 2015 Çarşamba
Küçük Prens
Benim mi çocukken dikkatimi hiç çekmedi yoksa o dönemler bu kadar populer değil miydi inanın hiç bilmiyorum ama benim Küçük Prens'le tanışmam üniversite birinci sınıftayken olmuştu. Sınıf öğretmenliği okuyan oda arkadaşıma verilen okuma listesindeki kitapları onunla birlikte yalayıp yutmuştum ancak bunu belkide çocuk kitabı olması nedeniyle es geçmiştim.
10 senedir de bu es geçmeye de devam ettim taki geçen gün D&R'da çok satandarda üçüncü sırada görene kadar.Bitirir bitirmezde ne kadar büyük bir kayıp yaşadığımızn farkına vardım.
Bir cümlede özetlemem gerekirse; büyükler için yazılmış çocuk kitabı. Hadi içinizdeki çocuğu biraz uyandırmanın kimseye zararı olmaz.
"Sevdiğin çiçek milyonlarda yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmam mutluluğumuz için yeterlidir".
10 Şubat 2015 Salı
Kürk Mantolu Madonna
"Madem ki o karşımdaydı ve benimle konuşuyordu,artık başka şeylerle meşgul olmak lüzumsuz ve manasızdı"
1943 yılında yazılmış bir romanın üzerinden onca yıl geçmiş olmasına rağmen hala çok satanlar listesinde olması enteresan bir durum olsa da kitabı okuduktan sonra anlıyorsunuz sonsuza kadar orda kalması gerekliliğini.
Çevremizde bulunan insanlarla ilgili muhakkak görüşlerimiz vardır peki onlarla ilgili ne kadar bilgi sahibiyiz.
Antalya dönüşünde hava alanından aldığım bu roman ilk sayfalar sıkıcı gelse de ilerleyen sayfalarda kendine sıkı sıkıya bağlıyor.
Ben kitabın resmini çekerken azmanımsa gözlüklü şirin'in peşindeydi.
6 Şubat 2015 Cuma
5 Şubat 2015 Perşembe
Best Pizza in Town ; Bafetto
Yaklaşık üç haftadır devam ettiğim rejimi haftasonu biraz esnetmeye karar verdim. Pazartesi nasılsa Zumba'ya başlayacaktım, kendimi biraz şımartmanın kimseye zararı olmazdı.
Fırsat bu fırsat dedim ve kendimi Bafetto'ya attım. İnce hamuru, kaliteli ve taze malzemeleri, sunumun ve mekanın tatlılığı ile diğer pizzacılara göre pahalı olsa da kesinlikle şehrin en iyi pizzacısı ünvanını sonuna kadar hakediyor.
2 Şubat 2015 Pazartesi
Yeni cicilerim
Resimdeki bu iki güzelliği de aslında Rayban clubmaster almaya gitmişken gördüm ve karşı koyamadım.
Nine West'te %70 indirim devam ederken ve numaralar henüz bitmemişken uğramakta yarar var derim..
Zumba zumba zumba
Berbat bir İstanbul günüden herkese merhabalar...
Günlerden Pazartesi, hava feci karanlık, iç karartıcı olsa da ve benim bu havada hiç çalışasım olmasa da. Hatta ofise geldiğimde masamı yatak bilgisayarımı yastık olarak görsem de. Bugün çok ama çoook heyecanlıyım. Resimden de anlaşılacağı üzere bugün tekrar Zumba'ya başlıyorum.
Güzel bir hafta dileğiyle...
Sevgiler....
1 Şubat 2015 Pazar
Sunday...
Dışarıda Deli Lodos'un olduğu bir İstanbul gününden herkese merhaba.
Her ne kadar sabah başladığım gibi pazar gününe şu resim gibi devam etmek istesemde. Sevgili Medoş'un nişanına gitmeliyim.
İyi pazarlar herkese...
30 Ocak 2015 Cuma
BUSINESS LIFE VOL:1
Küçücüktüm ufacıktım daha henüz 22 yaşındaydım.Mezun olur olmaz çalışmaya başlamıştım.Daha öncesinde çalışmıştım ama tam zamanlı çalışmaya yeni başlamıştım.
Hevesliydim bir şeyler öğrenmeye, ayakları üzerinde duran plaza kadını olmaya. Hoş o zamanlar ki iş yerim plazada olmasa da ofiste sürekli Ceyhun Atuf Kansu'da bulunan bir plazaya taşınmaktan bahsediliyordu. İlk inandığım yalan bu olsa da bende patronlarla beraber plazada olacağımız günleri hayal ediyordum. Patronlar dediysem zaten şirket patronlar ve benden ibaretti.Patron, patronun büyük oğlu, patronun küçük oğlu, patronun yeğeni, Hintli bir mühendis, yemek ve temizlikten sorumlu kadın, sekreter ve yeni mezun Proses Mühendisi ki o ben oluyordum.
İlk aşamada verdiler babam verdiler bana şartnameleri sabahtan akşama kadar onları okuyorum. Ama şartnamelerde tarih yok. Meğersem o şartnameler yapılmış bitmiş hatta çoktan batmış işlere aitmiş.
Sonra çeviri işleri verdiler, evirdim çevirdim durdum.
Sonra beni sevmeye başladılar, proje teklif dosyaları verdiler. İlk aldığım dosya 180 km'lik Basra boru hattı projesi. Olaya bak! Kendimi bir halt sandım ben bayaa bayaa. Teklifi gönderme aşamasındayız.;Patron beni çağırdı ; "bu işi alırsak seni başına geçiricem. Basraya göndericem. erkek gibi kızsın valla". Peki efendim dedim çıktım ama ayaklarım bi yerlerime vuruyor. Her gece yatağa girdiğimde dualar ediyorum. İhaleyi almak için.
Gel zaman git zaman bana başka bir şartname verdiler, bu sefer ise altın çıkarma tesisinin borulama işiydi yine. Bu sefer daha çok çalıştım. Gittim keşif yaptım. Sabah akşam yemeden içmeden teklif hazırladım, çiçek gibi ihale teklif dosyası sundum. Patron çok beğendi. Ve yine bu iş olsun seni başına geçiricem, sahayıda görürsün, sen zaten çok rahatlıkla altından kalkarsın.... senin için iyi olur dedi. Yine peki efendim dedim.
Bir gün yine beni çağırdı, şöyle iyisin, böyle iyisin diye sürekli gaz veriyor demesin mi Almanlarla konuştum ben seni bizim küçük oğlanla Almanya'ya bilmem ne tesisine çalışmaya göndericem. Ben artık uçuyorum. Ama bu sırada iki ay olmuş maaş alamıyorum.
Maaş alamıyorum ama havam binbeşyüz, grand tuvalet bakanlıklarda görüşmelere mi katılmıyorum, sanayi odası başkanlarıyla toplantılara mı girmiyorum.
Ardan bir ay daha geçti bu adam beni yine çağırdı ama bu sefer mutfağa. Kızım biz battık dedi. Yaa geçmiş olsun efendim falan derken yapıştırmasın mı, Yani artık çalışamayacağız birlikte diye ama böyle gözleri dolu dolu adamın. Olur mu efendim o kadar ihaleye hazırlandım ben, alırız birisini, hallederiz, olmadı gider ben birebir konuşurum şunla aram iyi bunla aram bilmem ne falan diyorum. Demesin mi bana gerek yok ben onların hiç birine teminat mektubu veremedim diye. Oldu mu benim hazırladığım tüm dosyalar tuvalet kağıdı.
Sonuç dersen yok işte birşey aldım eşyalarımı çıktım oradan şansıma iki gün sonra başka bir iş buldum orada başladım. O iş macerası ise başka postun konusu olsun artık....
Sevgiler,,,
Hevesliydim bir şeyler öğrenmeye, ayakları üzerinde duran plaza kadını olmaya. Hoş o zamanlar ki iş yerim plazada olmasa da ofiste sürekli Ceyhun Atuf Kansu'da bulunan bir plazaya taşınmaktan bahsediliyordu. İlk inandığım yalan bu olsa da bende patronlarla beraber plazada olacağımız günleri hayal ediyordum. Patronlar dediysem zaten şirket patronlar ve benden ibaretti.Patron, patronun büyük oğlu, patronun küçük oğlu, patronun yeğeni, Hintli bir mühendis, yemek ve temizlikten sorumlu kadın, sekreter ve yeni mezun Proses Mühendisi ki o ben oluyordum.
İlk aşamada verdiler babam verdiler bana şartnameleri sabahtan akşama kadar onları okuyorum. Ama şartnamelerde tarih yok. Meğersem o şartnameler yapılmış bitmiş hatta çoktan batmış işlere aitmiş.
Sonra çeviri işleri verdiler, evirdim çevirdim durdum.
Sonra beni sevmeye başladılar, proje teklif dosyaları verdiler. İlk aldığım dosya 180 km'lik Basra boru hattı projesi. Olaya bak! Kendimi bir halt sandım ben bayaa bayaa. Teklifi gönderme aşamasındayız.;Patron beni çağırdı ; "bu işi alırsak seni başına geçiricem. Basraya göndericem. erkek gibi kızsın valla". Peki efendim dedim çıktım ama ayaklarım bi yerlerime vuruyor. Her gece yatağa girdiğimde dualar ediyorum. İhaleyi almak için.
Gel zaman git zaman bana başka bir şartname verdiler, bu sefer ise altın çıkarma tesisinin borulama işiydi yine. Bu sefer daha çok çalıştım. Gittim keşif yaptım. Sabah akşam yemeden içmeden teklif hazırladım, çiçek gibi ihale teklif dosyası sundum. Patron çok beğendi. Ve yine bu iş olsun seni başına geçiricem, sahayıda görürsün, sen zaten çok rahatlıkla altından kalkarsın.... senin için iyi olur dedi. Yine peki efendim dedim.
Bir gün yine beni çağırdı, şöyle iyisin, böyle iyisin diye sürekli gaz veriyor demesin mi Almanlarla konuştum ben seni bizim küçük oğlanla Almanya'ya bilmem ne tesisine çalışmaya göndericem. Ben artık uçuyorum. Ama bu sırada iki ay olmuş maaş alamıyorum.
Maaş alamıyorum ama havam binbeşyüz, grand tuvalet bakanlıklarda görüşmelere mi katılmıyorum, sanayi odası başkanlarıyla toplantılara mı girmiyorum.
Ardan bir ay daha geçti bu adam beni yine çağırdı ama bu sefer mutfağa. Kızım biz battık dedi. Yaa geçmiş olsun efendim falan derken yapıştırmasın mı, Yani artık çalışamayacağız birlikte diye ama böyle gözleri dolu dolu adamın. Olur mu efendim o kadar ihaleye hazırlandım ben, alırız birisini, hallederiz, olmadı gider ben birebir konuşurum şunla aram iyi bunla aram bilmem ne falan diyorum. Demesin mi bana gerek yok ben onların hiç birine teminat mektubu veremedim diye. Oldu mu benim hazırladığım tüm dosyalar tuvalet kağıdı.
Sonuç dersen yok işte birşey aldım eşyalarımı çıktım oradan şansıma iki gün sonra başka bir iş buldum orada başladım. O iş macerası ise başka postun konusu olsun artık....
Sevgiler,,,
25 Ocak 2015 Pazar
HOW WOULD BE HARD STOP EATING
Yaklaşık olarak iki haftadır rejimdeyim. Rejime başlamadan önceki haftamda ise yılbaşı kutmaları sebebiyle deli gibi yedim içtim. Hemde hergün... Ondan öncesinde ise yine rejimdeydim....
Ne güzel 2 kilo verdim diyordum ama son üç gündür sabah ve akşam tartıda gördüğüm rakamlar motivasyonumu düşürmüş durumda.
Artık tek beklediğim şu son 10 gün. Ay başına kadar en azından mevcut halimi koruyabilirsem ay başında zumbaya başlarım takır takır gönderirim fazla mıncıklarımı ama şu on gün offfff.
İşin kötü tarafı gerçekten aç olduğum için değil, sırf oburluk yapmak için daha da doğrusu iş olsun diye birşeyler yemek istiyorum. Ama bunun içinde hiçbir harekette bulunmamak en güzeli.
Susuuuun ofisten gelen simit alalım sesleri.....
HAPPY FOR NEW COAT
Havalar nasılda soğudu değil mi. Hatta bugün İstanbul'a yağan kar ve beklenen kar fırtınası yüzünden sokağa çıkarken sıkı sıkı giyinme zamanıdır. Tabi ben su sıkı giyinme işinden bu aralar inanılmaz keyif alıyorum. Neden dersen iki hafta önce muhteşem bir palto satın aldım.
Kendimi bildim bileli uzun paltolara hayran olmuşumdur. Ama bana hep 30 plus içinmiş gibi gelirdi ve hayalimdi 30 yaşına gelince kendime upuzun beli kemerli siyah kürk yakalı bir tane edinecektim. E 30'a üç kaldığına göre yakın bir modelden alıştırmalara başlayabilirim değil mi.
Sonsuz sevgiler....
Palto : Park Bravo
LEOPAR INSPIRATIONS
Bana göre leopar deseni en çok aksesuarlarda, aksesuar içinde de en çokta ayakkabıya yakışıyor. Ceketler, bluzlar, etekler pantalonlarda belki güzel olabilir ama bir elbise kesinlikle kabus olmalı... "Kaçıııın Darıca'dan kaçan leopar Cadde'de görüldü" .
Tabi birde leopar deseni olacaksa malzemede kürk dokusunu yaşatmalı biraz bence. Öyle kumaş, latex falan olmuyor. Giyeceksen hakkını vereceksin, sahte kürkten kısa tüylü yada süet kumaşlar var onalardan olacak. (tabi ben hala ayakkabıdayım)
Çok severim, özellikle siyah ile çok kullanırım. Siyah pantalon siyah gömlek leopar babet üçlüsünenayılırım. Zaman zamanda little black dress altına stiletto olarak tercih ederim. Ama yukarıda yazdığım kombinler haricinde gördüğümde 80'ler Harika Avcı'yı hatırlarım.
Çocukluk anılarıma kazınmış bir ikilidir Harika Avcı ve leopar desen. Ya sizin?
Aşağıdaki kombinler ise internette gezerken gördüğüm, beğendiğim kombinlerden yalnızca ikisi...
REALIZE
Bugün uzun zamandır yazıları sadece yazıp yayınlamadığımı fark ettim. Bu sebeple bugün arka arkaya birkaç post yayınlanmış oldu. Sevgili okuyucu yada sadece ben o yüzden şaşırma ne oluyor, ilham perisi sardı her yanımı sanmayasın.
Sevgilerimle,
AN EXHIBITION DIARY ; DÜSSELDORF
Geç kalmış bir gezi yazısı olsa da gidilmiş yere bir kere gidilmiştir ve tecrübelerin paylaşılması gerekir der Hiloli. Ve durmaz yazmaya başlar 2014 Mayıs ayında fuar için gitmiş olduğu Düsseldorf'u.
Gündüz 12 gibi inmiş olduğumuz Düsseldorf'da bizi güneşli bir hava karşılıyor. Aç midelerimize kulak verip eşyaları otele atar atmaz "Altstadt"a gidiyoruz. Akşam yemeğinde adam akıllı birşeyler yeriz diye hafif geçiriyor, sosis + patates kızartması ve Weisbier'dan şaşmıyoruz.
Düsseldorf oldukça küçük ama son derece planlı "Avrupa'nın fuar merkezi" denilse yalan olmayacak bir şehir. Yıl boyunca neredeyese her hafta farklı sektörlerin buluştuğu dünya üzerindeki en önemli fuarların merkezi "Messe".
Marktplatz
Hem yağmurdan kaçalım hemde bir Pazar ayini görmüş olalım diyoruz ki; vaftiz ayini ile karşılaşıyoruz.
Rhein nehri
Alstadt sokakları
Avrupa'da görmeye alıştığımız manzaralar
Şehre adını veren Königsalle üzerindeki Düssel deresi
Marktplatz gece görünümü
Düsseldorf'un meşhur likorü "Killepitsch"in olduğu bar Altstad'da köşede ve çalışanların tamamı kadın.
Küçücük barda asılı avizeye bayıldım.
Otelimiz Elbroich Henkel fabrikasının olduğu bölgede ve tamda bu sebeple Henkel Mahallesi olarakta geçmekte.
19 Ocak 2015 Pazartesi
SOMETIMES YOU HAVE TO WAIT
Uzun zamandır yazmadığımın farkındayım. Motivasyonum biraz azaldı neden mi dersin bir şeyi yaptığım zaman tam olmasını en güzeli benimkinin olmasını istiyorum ama eldeki imkanlar sınırlı olunca da hevesim kaçıyor.
Açıkçası ben bol görseli olan şeyleri okumayı seviyorum bu nedenle aman kimse beni okumuyor diye de yakınmayacağım. Ama kimsede okumuyor onu da biliyor, üzülüyor ve motivasyonumu kaybediyorum.
Neyse sayın okuyucu yada sadece ben bundan sonra görsel olsa da olmasa da yazıcam. Canım istedikçe yazıcam. Nasılsa birgün güzel bir makinada alırım o zaman koyarım resimleri.
Sevgiler,
Resim OHA Süheyla'nın instagram hesabından alınmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















