30 Ocak 2015 Cuma

BUSINESS LIFE VOL:1

Küçücüktüm ufacıktım daha henüz 22 yaşındaydım.Mezun olur olmaz çalışmaya başlamıştım.Daha öncesinde çalışmıştım ama tam zamanlı çalışmaya yeni başlamıştım.

Hevesliydim bir şeyler öğrenmeye, ayakları üzerinde duran plaza kadını olmaya. Hoş o zamanlar ki iş yerim plazada olmasa da ofiste sürekli Ceyhun Atuf Kansu'da bulunan bir plazaya taşınmaktan bahsediliyordu. İlk inandığım yalan bu olsa da bende patronlarla beraber plazada olacağımız günleri hayal ediyordum. Patronlar dediysem zaten şirket patronlar ve benden ibaretti.Patron, patronun büyük oğlu, patronun küçük oğlu, patronun yeğeni, Hintli bir mühendis, yemek ve temizlikten sorumlu kadın, sekreter ve yeni mezun Proses Mühendisi ki o ben oluyordum.

İlk aşamada verdiler babam verdiler bana şartnameleri sabahtan akşama kadar onları okuyorum. Ama şartnamelerde tarih yok. Meğersem o şartnameler yapılmış bitmiş hatta çoktan batmış işlere aitmiş.

Sonra çeviri işleri verdiler, evirdim çevirdim durdum.

Sonra beni sevmeye başladılar, proje teklif dosyaları verdiler. İlk aldığım dosya 180 km'lik Basra boru hattı projesi. Olaya bak! Kendimi bir halt sandım ben bayaa bayaa. Teklifi gönderme aşamasındayız.;Patron beni çağırdı ; "bu işi alırsak seni başına geçiricem. Basraya göndericem. erkek gibi kızsın valla". Peki efendim dedim çıktım ama ayaklarım bi yerlerime vuruyor. Her gece yatağa girdiğimde dualar ediyorum. İhaleyi almak için.

Gel zaman git zaman bana başka bir şartname verdiler, bu sefer ise altın çıkarma tesisinin borulama işiydi yine. Bu sefer daha çok çalıştım. Gittim keşif yaptım. Sabah akşam yemeden içmeden teklif hazırladım, çiçek gibi ihale teklif dosyası sundum. Patron çok beğendi. Ve yine bu iş olsun seni başına geçiricem, sahayıda görürsün, sen zaten çok rahatlıkla altından kalkarsın.... senin için iyi olur dedi. Yine peki efendim dedim.

Bir gün yine beni çağırdı, şöyle iyisin, böyle iyisin diye sürekli gaz veriyor demesin mi Almanlarla konuştum ben seni bizim küçük oğlanla Almanya'ya bilmem ne tesisine çalışmaya göndericem.  Ben artık uçuyorum. Ama bu sırada iki ay olmuş maaş alamıyorum.

Maaş alamıyorum ama havam binbeşyüz, grand tuvalet bakanlıklarda görüşmelere mi katılmıyorum, sanayi odası başkanlarıyla toplantılara mı girmiyorum.

Ardan bir ay daha geçti bu adam beni yine çağırdı ama bu sefer mutfağa. Kızım biz battık dedi. Yaa geçmiş olsun efendim falan derken yapıştırmasın mı, Yani artık çalışamayacağız birlikte diye ama böyle gözleri dolu dolu adamın. Olur mu efendim o kadar ihaleye hazırlandım ben, alırız birisini, hallederiz, olmadı gider ben birebir konuşurum şunla aram iyi bunla aram bilmem ne falan diyorum. Demesin mi bana gerek yok ben onların hiç birine teminat mektubu veremedim diye. Oldu mu benim hazırladığım tüm dosyalar tuvalet kağıdı.

Sonuç dersen yok işte birşey aldım eşyalarımı çıktım oradan şansıma iki gün sonra başka bir iş buldum orada başladım. O iş macerası ise başka postun konusu olsun artık....

Sevgiler,,,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder