5 Şubat 2015 Perşembe
Best Pizza in Town ; Bafetto
Yaklaşık üç haftadır devam ettiğim rejimi haftasonu biraz esnetmeye karar verdim. Pazartesi nasılsa Zumba'ya başlayacaktım, kendimi biraz şımartmanın kimseye zararı olmazdı.
Fırsat bu fırsat dedim ve kendimi Bafetto'ya attım. İnce hamuru, kaliteli ve taze malzemeleri, sunumun ve mekanın tatlılığı ile diğer pizzacılara göre pahalı olsa da kesinlikle şehrin en iyi pizzacısı ünvanını sonuna kadar hakediyor.
2 Şubat 2015 Pazartesi
Yeni cicilerim
Resimdeki bu iki güzelliği de aslında Rayban clubmaster almaya gitmişken gördüm ve karşı koyamadım.
Nine West'te %70 indirim devam ederken ve numaralar henüz bitmemişken uğramakta yarar var derim..
Zumba zumba zumba
Berbat bir İstanbul günüden herkese merhabalar...
Günlerden Pazartesi, hava feci karanlık, iç karartıcı olsa da ve benim bu havada hiç çalışasım olmasa da. Hatta ofise geldiğimde masamı yatak bilgisayarımı yastık olarak görsem de. Bugün çok ama çoook heyecanlıyım. Resimden de anlaşılacağı üzere bugün tekrar Zumba'ya başlıyorum.
Güzel bir hafta dileğiyle...
Sevgiler....
1 Şubat 2015 Pazar
Sunday...
Dışarıda Deli Lodos'un olduğu bir İstanbul gününden herkese merhaba.
Her ne kadar sabah başladığım gibi pazar gününe şu resim gibi devam etmek istesemde. Sevgili Medoş'un nişanına gitmeliyim.
İyi pazarlar herkese...
30 Ocak 2015 Cuma
BUSINESS LIFE VOL:1
Küçücüktüm ufacıktım daha henüz 22 yaşındaydım.Mezun olur olmaz çalışmaya başlamıştım.Daha öncesinde çalışmıştım ama tam zamanlı çalışmaya yeni başlamıştım.
Hevesliydim bir şeyler öğrenmeye, ayakları üzerinde duran plaza kadını olmaya. Hoş o zamanlar ki iş yerim plazada olmasa da ofiste sürekli Ceyhun Atuf Kansu'da bulunan bir plazaya taşınmaktan bahsediliyordu. İlk inandığım yalan bu olsa da bende patronlarla beraber plazada olacağımız günleri hayal ediyordum. Patronlar dediysem zaten şirket patronlar ve benden ibaretti.Patron, patronun büyük oğlu, patronun küçük oğlu, patronun yeğeni, Hintli bir mühendis, yemek ve temizlikten sorumlu kadın, sekreter ve yeni mezun Proses Mühendisi ki o ben oluyordum.
İlk aşamada verdiler babam verdiler bana şartnameleri sabahtan akşama kadar onları okuyorum. Ama şartnamelerde tarih yok. Meğersem o şartnameler yapılmış bitmiş hatta çoktan batmış işlere aitmiş.
Sonra çeviri işleri verdiler, evirdim çevirdim durdum.
Sonra beni sevmeye başladılar, proje teklif dosyaları verdiler. İlk aldığım dosya 180 km'lik Basra boru hattı projesi. Olaya bak! Kendimi bir halt sandım ben bayaa bayaa. Teklifi gönderme aşamasındayız.;Patron beni çağırdı ; "bu işi alırsak seni başına geçiricem. Basraya göndericem. erkek gibi kızsın valla". Peki efendim dedim çıktım ama ayaklarım bi yerlerime vuruyor. Her gece yatağa girdiğimde dualar ediyorum. İhaleyi almak için.
Gel zaman git zaman bana başka bir şartname verdiler, bu sefer ise altın çıkarma tesisinin borulama işiydi yine. Bu sefer daha çok çalıştım. Gittim keşif yaptım. Sabah akşam yemeden içmeden teklif hazırladım, çiçek gibi ihale teklif dosyası sundum. Patron çok beğendi. Ve yine bu iş olsun seni başına geçiricem, sahayıda görürsün, sen zaten çok rahatlıkla altından kalkarsın.... senin için iyi olur dedi. Yine peki efendim dedim.
Bir gün yine beni çağırdı, şöyle iyisin, böyle iyisin diye sürekli gaz veriyor demesin mi Almanlarla konuştum ben seni bizim küçük oğlanla Almanya'ya bilmem ne tesisine çalışmaya göndericem. Ben artık uçuyorum. Ama bu sırada iki ay olmuş maaş alamıyorum.
Maaş alamıyorum ama havam binbeşyüz, grand tuvalet bakanlıklarda görüşmelere mi katılmıyorum, sanayi odası başkanlarıyla toplantılara mı girmiyorum.
Ardan bir ay daha geçti bu adam beni yine çağırdı ama bu sefer mutfağa. Kızım biz battık dedi. Yaa geçmiş olsun efendim falan derken yapıştırmasın mı, Yani artık çalışamayacağız birlikte diye ama böyle gözleri dolu dolu adamın. Olur mu efendim o kadar ihaleye hazırlandım ben, alırız birisini, hallederiz, olmadı gider ben birebir konuşurum şunla aram iyi bunla aram bilmem ne falan diyorum. Demesin mi bana gerek yok ben onların hiç birine teminat mektubu veremedim diye. Oldu mu benim hazırladığım tüm dosyalar tuvalet kağıdı.
Sonuç dersen yok işte birşey aldım eşyalarımı çıktım oradan şansıma iki gün sonra başka bir iş buldum orada başladım. O iş macerası ise başka postun konusu olsun artık....
Sevgiler,,,
Hevesliydim bir şeyler öğrenmeye, ayakları üzerinde duran plaza kadını olmaya. Hoş o zamanlar ki iş yerim plazada olmasa da ofiste sürekli Ceyhun Atuf Kansu'da bulunan bir plazaya taşınmaktan bahsediliyordu. İlk inandığım yalan bu olsa da bende patronlarla beraber plazada olacağımız günleri hayal ediyordum. Patronlar dediysem zaten şirket patronlar ve benden ibaretti.Patron, patronun büyük oğlu, patronun küçük oğlu, patronun yeğeni, Hintli bir mühendis, yemek ve temizlikten sorumlu kadın, sekreter ve yeni mezun Proses Mühendisi ki o ben oluyordum.
İlk aşamada verdiler babam verdiler bana şartnameleri sabahtan akşama kadar onları okuyorum. Ama şartnamelerde tarih yok. Meğersem o şartnameler yapılmış bitmiş hatta çoktan batmış işlere aitmiş.
Sonra çeviri işleri verdiler, evirdim çevirdim durdum.
Sonra beni sevmeye başladılar, proje teklif dosyaları verdiler. İlk aldığım dosya 180 km'lik Basra boru hattı projesi. Olaya bak! Kendimi bir halt sandım ben bayaa bayaa. Teklifi gönderme aşamasındayız.;Patron beni çağırdı ; "bu işi alırsak seni başına geçiricem. Basraya göndericem. erkek gibi kızsın valla". Peki efendim dedim çıktım ama ayaklarım bi yerlerime vuruyor. Her gece yatağa girdiğimde dualar ediyorum. İhaleyi almak için.
Gel zaman git zaman bana başka bir şartname verdiler, bu sefer ise altın çıkarma tesisinin borulama işiydi yine. Bu sefer daha çok çalıştım. Gittim keşif yaptım. Sabah akşam yemeden içmeden teklif hazırladım, çiçek gibi ihale teklif dosyası sundum. Patron çok beğendi. Ve yine bu iş olsun seni başına geçiricem, sahayıda görürsün, sen zaten çok rahatlıkla altından kalkarsın.... senin için iyi olur dedi. Yine peki efendim dedim.
Bir gün yine beni çağırdı, şöyle iyisin, böyle iyisin diye sürekli gaz veriyor demesin mi Almanlarla konuştum ben seni bizim küçük oğlanla Almanya'ya bilmem ne tesisine çalışmaya göndericem. Ben artık uçuyorum. Ama bu sırada iki ay olmuş maaş alamıyorum.
Maaş alamıyorum ama havam binbeşyüz, grand tuvalet bakanlıklarda görüşmelere mi katılmıyorum, sanayi odası başkanlarıyla toplantılara mı girmiyorum.
Ardan bir ay daha geçti bu adam beni yine çağırdı ama bu sefer mutfağa. Kızım biz battık dedi. Yaa geçmiş olsun efendim falan derken yapıştırmasın mı, Yani artık çalışamayacağız birlikte diye ama böyle gözleri dolu dolu adamın. Olur mu efendim o kadar ihaleye hazırlandım ben, alırız birisini, hallederiz, olmadı gider ben birebir konuşurum şunla aram iyi bunla aram bilmem ne falan diyorum. Demesin mi bana gerek yok ben onların hiç birine teminat mektubu veremedim diye. Oldu mu benim hazırladığım tüm dosyalar tuvalet kağıdı.
Sonuç dersen yok işte birşey aldım eşyalarımı çıktım oradan şansıma iki gün sonra başka bir iş buldum orada başladım. O iş macerası ise başka postun konusu olsun artık....
Sevgiler,,,
25 Ocak 2015 Pazar
HOW WOULD BE HARD STOP EATING
Yaklaşık olarak iki haftadır rejimdeyim. Rejime başlamadan önceki haftamda ise yılbaşı kutmaları sebebiyle deli gibi yedim içtim. Hemde hergün... Ondan öncesinde ise yine rejimdeydim....
Ne güzel 2 kilo verdim diyordum ama son üç gündür sabah ve akşam tartıda gördüğüm rakamlar motivasyonumu düşürmüş durumda.
Artık tek beklediğim şu son 10 gün. Ay başına kadar en azından mevcut halimi koruyabilirsem ay başında zumbaya başlarım takır takır gönderirim fazla mıncıklarımı ama şu on gün offfff.
İşin kötü tarafı gerçekten aç olduğum için değil, sırf oburluk yapmak için daha da doğrusu iş olsun diye birşeyler yemek istiyorum. Ama bunun içinde hiçbir harekette bulunmamak en güzeli.
Susuuuun ofisten gelen simit alalım sesleri.....
HAPPY FOR NEW COAT
Havalar nasılda soğudu değil mi. Hatta bugün İstanbul'a yağan kar ve beklenen kar fırtınası yüzünden sokağa çıkarken sıkı sıkı giyinme zamanıdır. Tabi ben su sıkı giyinme işinden bu aralar inanılmaz keyif alıyorum. Neden dersen iki hafta önce muhteşem bir palto satın aldım.
Kendimi bildim bileli uzun paltolara hayran olmuşumdur. Ama bana hep 30 plus içinmiş gibi gelirdi ve hayalimdi 30 yaşına gelince kendime upuzun beli kemerli siyah kürk yakalı bir tane edinecektim. E 30'a üç kaldığına göre yakın bir modelden alıştırmalara başlayabilirim değil mi.
Sonsuz sevgiler....
Palto : Park Bravo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







